Baykal'ı arkadaşları da unuttu CHP Divan Başkanlığına getirilen Kemal Anadol, başbakanla 'Hitler' polemiğini sürdürürken, Baykal'a destek verdiği bilinen Cevdet Selvi'nin konuşmasında Baykal'dan hiç bahsetmemesi dikkat çekti. Kongrede Kemal Kılıçdaroğlu, Önder Sav ve bin 200 kurultay delegesi tarafından tek aday olarak önerildi. CHP'nin Ankara Atatürk Spor Salonu'nda yapılan kongresinde, Kılıçdaroğlu'na desteğini açıklayan CHP İzmir Milletvekili ve Grup Başkanvekili Kemal Anadol oy birliği ile divan başkanlığına seçildi. Anadol, Rahşan Ecevit'i 'Kurultay'ın onur konuğu' olarak anons ederken, Zonguldak'taki patlamadan yaşamlarını yitiren maden işçilerini andı. Türkiye'nin kuruluş koşullarına dikkat çeken Anadol, Türkiye'nin ortaçağ karanlığında olduğunu ve bunun da CHP tarafından değiştirildiğini iddia etti. Başbakan Erdoğan'ın Baykal ile İsmet İnönü üzerinden yürüttüğü 'Hitler' polemiğini sürdüren Anadol, 'Bir yeni yetmenin haksız hukuksuz saldırdığı İsmet İnönü olmazsa Hitler orduları ülkemize girecek çocuklarımız yetim kalacaktı' dedi. 'Tatlı su aydınları' eleştirisi CHP'nin darbelere karşı direnerek, meclisi açtırdığını ileri süren Anadol, 'Bugünün tatlı su aydınları bilmez' dediği liberal aydınları eleştirdi. Deniz Baykal liderliğinde ABD savaşına karşı çıktıklarını ifade eden ve 1 Mart tezkeresini ret ettirdiklerini savunan Anadol'un Baykal ismini okunması salonda alkış aldı. Selvi Baykal'ı unuttu Genel Başkanvekili Cevdet Selvi ise yaptığı konuşmada, Zonguldak'taki maden faciasını hatırlatarak, 'Umarız ki yetkililer bu kazaları mesleğin kaderi olarak görmekten vazgeçerler ve gerekli tedbirleri alırlar' dedi. Selvi, Kurultay'da birlik ve beraberliğin sağlanmasını isteyen Selvi, destek verdiği Baykal'ın durumuna ilişkin herhangi bir şey söylememesi dikkat çekti. Baykal'a destek verdi Önder Sav'a selam durdu Bursa İl Başkanı Gürkan Aydoğan ise Baykal'a destek vererek, 'Sizinle ilgili çıkan bu çirkin haksız suçlamalara prim vermeyecek buna yönelik savunma mekanizmalarını geliştireceğiz. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Bu komployu sapıklık olarak nitelendiriyoruz' diye konuştu. Bir çok kişinin 'acaba genel başkanı yalnız mı bıraktık' diye düşündüğünü vurgulayan Gürhan Akdoğan, 'Hayır yalnız bırakmadık Sayın Genel Başkan örgütümüzü açtı' diye konuştu. Kılıçdaroğlu'na destek veren Akdoğan, 'Her zaman örgüt diyen genel sekterimiz Önder Sav'a selam olsun' diye konuştu. İnce salonu coşturdu Muharrem İnce, 'kardeş kavgası son bulacak, analar ağlamayacak' diyerek, 'Çalıp çırpmayacağız' sözleri yoğun alkış aldı. Herkese 'Eski partini bırak da gel, mektupları yak da gel, ampulü patlat da gel' çağrısı yapan İnce, Türkiye insanlarının da birbirini kırmayacağını söyledi. İnce CHP'ye genel başkan değil Türkiye'ye başbakan seçtiklerini savunarak, 'Bu ülkeyi yönetmeye iktidara var mısınız' sorusuna salondakiler 'varız' diye cevap verdi. Kürt sorunu halen 'terör' sorunu Adıyaman İl Başkanı Ali Murat Bilgiç ise, yaptığı konuşmada, 'terör söylemini' yineleyerek, 'Türkiye'nin en temel sorunlarının halen sorun olarak devam ettiği bir ortamda kurultayımızı sürdürüyoruz, terör halen sorun, Kürt sorunu yine sorun, bölgelerarası gelişmiş farkı Alevilere yönelik ayrımcılık halen sorun' diye konuştu. Başbakan'ın TRT 6 için nankörlük etmesinler dediğini belirten Bilgiç, 'Hulafe dağıtır gibi bu hakkı kullanıyor oysa nankörlüğü yapan Başbakan'ın kendisi' diye konuştu. Divanın genel başkan adayı için tanıdığı süre dolarken Önder Sav ve bin 200 kurultay delegesinin imzasıyla Kemal Kılıçdaroğlu tek aday oldu. ANKARA-DİHA
Kongra-Gel: Kürt halkına saldıranlar kaybedecektir Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal, Güney Kürdistan'da gerillanın denetimindeki alanlara yapılan bombardımanları sert bir dille kınayarak, Kürt halkına saldıranların kaybedeceğini belirtti. Kartal, 'Türk ve İran devletlerinin saldırıları tüm Kürt halkının kazanımlarına yöneliktir. Bu saldırıların boşa çıkarılması için tüm Kürdistani güçleri ve halkımızı ulusal birlik içinde mücadeleye çağırıyorum' dedi. Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal, Türkiye ve İran devletleri tarafından Güney Kürdistan'da gerillanın denetimindeki Medya Savunma Alanları'na yönelik 'eş zamanlı' ve 'yoğun' bombardımanlarını 'şiddetle' kınadı. Kartal, 'Bu saldırılara yönelik dış kamuoyunun sessizliğini de KONGRA - GEL adına protesto ediyorum. Kürt halkının yüzyıllık özgürlük istemlerine karşı üç maymunları oynayan bölgesel ve uluslararası güçler, insanlık aleminin büyük bir yüz karası olarak tarihe geçeceklerdir' diye belirtti. GÜNEYLİ KÜRTLERİN TAVIR ALMASI ÖNEMLİ Kartal açıklamasında şunları ifade etti: 'Son bir yıl içinde Önder Apo ve KCK yürütme konseyi tarafından Türkiye'ye yönelik yapılan barış ve diyalog çağrıları ile PJAK'ın İran devletine yönelik yaptığı barış ve diyalog çağrılarına karşı bu devletlerin cevabı, yapılan ortak askeri operasyonlar ve bombardımanlardır. Yani cevap savaşta ısrardır. Türkiye'nin İran ve Suriye devletleri ile birlikte oluşturduğu Kürt karşıtı cephe, tüm ortadoğuda Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini bastırmak, kürtleri kuşatarak tek bırakmak ve kürtler arası çatışma yaratmaya çalışmak suretiyle amaçlarına ulaşmayı hedeflemektedirler. Bu amaçla özellikle Güney Kürdistan yönetimi ve halkı üzerinde kapsamlı bir politika yürütmektedirler. Ancak bu politikalarda sonuç almaları asla mümkün değildir, kaybeden yine bu devletler olacaktır. Federe Kürdistan Bölgesi yönetiminin Türk ve İran saldırılarına karşı sessiz kalmaları kabul edilemez. Geç de olsa bu saldırılara karşı dün yaptıkları açıklama ile tavır almaları önemlidir. Bu tavrın kararlı bir şekilde sürdürülmesi gerekir. Bu tüm Kürt halkının ortak istemidir.' Açıklamada devamla şunlar belirtildi: 'AKP hükümetinin kürtleri tasfiye politikası çerçevesinde Türkiye'den Hewler'e giden bir gurubun dün Güneyli Kürt aydınları ve bazı siyasi parti temsilcileri ile yaptıkları toplantıda konuşan Kürt aydınları, AKP ve Türk devletinin kürtlere yönelik ikiyüzlü politikalarını açıkça ortaya koymuşlardır. Kendi Kürdünü kabul etmeyen Türkiye'nin, Irak Kürtleri ile dost olması mümkün değildir. Halkımızı mutlu eden bu tutumlarından dolayı o toplantıya katılan aydınlarımızı içtenlikle kutluyorum. Bu olayda da gürüldüğü gibi bölge devletlerinin Kürt karşıtı politikaları, artık halkımız tarafından asla kabul edilmeyecektir.' Kartal uluslar arası kamuoyuna şu çağrıda bulundu: 'Türkiye İran ve Suriye devletlerinin Kürtleri imha politikaları karşısında artık sessiz kalmayın. Bütün dünyanın gözleri önünde bu kadar pervasız bir şekilde ve elbirliği ile bir halkın özgürlük taleplerinin yok edilmek istenmesine seyirci kalmak, işlenen suçun ortağı olmak demektir.' Açıklamada son olarak Kürdistan kamuoyuna da şöyle çağrı yapıldı: 'Türk ve İran devletlerinin saldırıları tüm Kürt halkının kazanımlarına yöneliktir. Bu saldırıların boşa çıkarılması için tüm Kürdistani güçleri ve halkımızı ulusal birlik içinde mücadeleye çağırıyorum.' BRÜKSEL - ANF
Diyarbakır cezaevi katliamına AİHM'den rekor ceza 15:41 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 1996 yılında Diyarbakır Cezaevi'nde düzenlenen ve 10 PKK'linin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan katliam nedeniyle Türkiye'yi 798 bin Euro tazminata mahkum etti Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde 24 Eylül 1996 günü gerçekleştirilen operasyonda Nihat Çakmak, Rıdvan Bulut, Edip Dönekçi, Erkan Perişan, Hakkı Tekin, Ahmet Çelik, Mehmet Sabri Gümüş, Cemal Çam, Mehmet Batuye, Kadir Demir adlı PKK'li tutsaklar öldürülmüş, 24 kişi de yaralanmıştı. Katliam nedeniyle 35'i asker, 29'u polis ve 8'i gardiyan olmak üzere toplam 72 kişi Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmıştı. 10 yıl süren davada, üç sanık için beraat kararı verilirken, yedisi de zamanaşımı nedeniyle dosyadan düşürülmüştü. Mahkeme heyeti, 62 sanığının 'Kastın aşılması suretiyle birden fazla kişiyi öldürmek', 'görevi kötüye kullanmak' suçlarından 5'er yıl hapis ve 3'er yıl kamu hizmetinden men cezasına çarptırılmasına karar vermişti. Ancak sanıklar, suçun 23 Nisan 1999 öncesinde gerçekleşmesi nedeniyle, 4616 sayılı 'Şartla Salıverme ve Cezaların Ertelenmesi Kanunu'ndan yararlanmıştı. Katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralılardan oluşan 46 kişi konuyu AİHM'ye taşıdı. Şikâyetleri inceleyen AİHM, bazı tutukluların ölüm nedenlerinin kafatasındaki kırıklar olduğunu da dikkate alarak, güvenlik birimlerinin orantısız güç kullandığına karar verdi. AİHM, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) yaşam hakkını garanti altına alan 2. ve işkence ile kötü muameleyi yasaklayan 3. maddesini ihlal ettiğini belirtti. Mahkeme, Türkiye'yi mahkeme masrafları da dahil olmak üzere toplam 798 bin Euro tazminat ödemeye mahkum etti. ANF
Van'da 20 bin kişi operasyonlara karşı yürüdü 16:00 BDP Van İl Örgütü'nün operasyonlara karşı düzenlediği ve 20 bin kişinin katıldığı yürüyüşte konuşan kapatılan DTP'nin siyasi yasaklı lideri Ahmet Türk, 'Tüm olumsuzluklara rağmen Sayın Öcalan barış ısrarını sürdürüyor. Bunu herkes iyi görmelidir. Şimdi yeni bir dönem başlatabiliriz. Buradan tekrar uyarıyoruz. İmha ve inkarla Kürt sorununu çözemezsiniz. Hükümeti samimi olmaya çağırıyoruz. Eğer hükümet samimi olursa biz her türlü diyaloga ve görüşmeye hazırız. Yeter ki canlar gitmesin' çağrısında bulundu. Belediye Garajı yanındaki alandan 'Operasyonlar dursun, analar ağlamasın' sloganıyla başlayan yürüyüşe kapatılan DTP'nin siyasi yasaklı Eşbaşkanı Ahmet Türk, siyasi yasaklı Aysel Tuğluk, BDP Van milletvekileri Özdal Üçer ve Fatma Kurtulan, Barış ve Demokratik Çözüm Grubu üyeleri, BDP Van İl Başkan Cüneyt Caniş, Van Belediye Başkanı Bekir Kaya ve çevre il ve ilçe belediye başkanları ile onbinlerce kişi katıldı. 'Sayın Öcalan'ın yol haritasını istiyoruz', ' İran İslam cumhuriyeti değil idam cumhuriyeti', 'Cezaevlerinde ölümlere sessiz kalmayalım', 'Operasyonlara hayır barış ve diyaloga hayır', 'Kürtlerin onurlu mücadelesi İran'a demokrasi ve barış getirecek', 'Barışın fedailerine bin selam', 'Dün Aydın, bugün Şerzan, katiller hesap verecek', 'Şerzan yoldaş ölümsüzdür', 'Komplocu anayasaya hayır', 'Katil polisler hesap verecek', 'Barışın elçisi İmralı'da', 'İran'ın Saddam'ı Ahmedinejat', 'Operasyonlar dursun analar ağlamasın' pankart ve dövizlerin açıldığı yürüyüşte, 'Bijî Serok Apo', 'Şehîd namirin', 'Katil İran', 'PKK intikam', 'Kahrolsun Nejat, kahrolsun cellat' sloganları atıldı. Yoğun güvenlik önlemi alındı Polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı yürüyüşte, helikopterler de kitle üzerinden uçuş yaptı. Yürüyüş güzergahı üzerinde bulunan Ordu Evi'nin önünden geçildiğinde, BDP'li görevliler askeri nizamiyenin önünde durarak güvenlik önlemleri aldı. Zonguldak'ta yaşamını yitiren madenler için saygı duruşu Yaklaşık 2 kilometre yürüyen kitle, Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Van Belediye binası önünde yürüyüşüne son verdi. Yürüyüşün ardından, Zonguldak'taki maden faciasında yaşamlarını yitiren 30 işçi ve demokrasi mücadelesinde yaşamlarını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. 'Erdoğan'ın sözde demokrasi Ahmedinejat'ın İslam'ına mahkum değiliz' Daha sonra BDP otobüsünün üstünden halka seslenen BDP Van İl Başkanı Cüneyt Caniş, Kürtlerin 10 yıldır her şartta ve her koşulda barış istediğini, ancak sürekli imha ve inkarla karşılaştığını söyledi. Kürtlerin barış için ellerinden geleni yaptıklarını kaydeden Caniş, 'Sayın Öcalan'ın yol haritasına bir yıldır el konulmuştur. Şayet bu yol haritası halkımıza açıklanmış olsaydı, bu çatışmalı süreç yaşanmayacaktı' dedi. 'Buradan eli kanlı Ahmedinejat'ı da şiddetle kınıyoruz' diyen Caniş, 'Kürt halkının onurlu mücadelesi Ortadoğu'ya barışı ve demokrasiyi getirecektir. AKP siyasal soykırım uygularken, İran fiziksel soykırım uyguluyor. Biz ne Fetullah Gülen'in cemaat anlayışına ne Tayyip Erdoğan'ın sözde demokrasi anlayışını ne de Ahmetnejad'ın İslam anlayışına mahkumuz. Başbakan diyor ki, 'Biz açılım yaptık ama BDP destek vermedi' evet eğer açılım bin 500 siyasetçimizin tutuklanması, çocuklarımızın cezaevine konulması ise biz bu açılıma destek vermeyiz' dedi. Türk: Kürt halkı bu meydanda mesajını verdi Caniş'in ardından söz alan kapatılan DTP'nin siyasi yasaklı lideri Ahmet Türk, konuşmasına, halkı Kürtçe selamlayarak başladı. Türk, Kürt halkının bu alanda Türkiye'ye mesajını verdiğini söyledi. Muğla'da meydana gelen saldırıda yaşamını yitiren Şerzan Kurt adlı öğrencinin babasının 'Oğlumun organlarını bağışlayacağım, ama kişi Türk olur Kürt olur hiç fark etmiyor, yeter ki bir hayat kurtaralım' sözlerini hatırlatan Türk, 'İşte biz de bunu yapmalıyız. Buradan bir kez daha sesleniyorum. Gelin hayat kurtaralım. Barışı diyalogu ortaya koyalım' dedi.
RTÜK, Amed ismini kabul etti Diyarbakır'da yerel yayın yapan Aktüel Radyo televizyonu, Radyo Televizyon Üst Kurulu'na (RTÜK) isim değişikliği başvurusu yaparak, televizyon ve radyonun ismini AMED TV olarak değiştirdi. Diyarbakır'da yerel yayın yapan Aktüel Radyo Televizyonu (ART) Radyo Televizyon Üst Kurulu'na (RTÜK) isim değişikliği başvurusu yaparak Amed Radyo Televizyon olarak değiştirdi. İsim değişikliğinin kabul edilmesinin ardından yayın politikalarında iyileştirmeye giden televizyon 23 Mayıs 2010 pazartesi günü AMED Tv olarak yayın hayatına başlayacak. İsim değişikliğinin RTÜK tarafından kabul edildiğini söyleyen AMED TV Genel Yayın Koordinatörü Ferat Mehmetoğlu, 'Bu bizim için çok önemli bir gelişme. Uzun yıllardır beklediğimiz ve arzuladığımız bir isimdi. Amed, Diyarbakır'ın çok eski ve en köklü adlarındandır. Yaklaşık bir yıldır düşündüğümüz bir şeydi. Aslında şahsi olarak 10 yıldır düşündüğüm bir isim. Amed Radyo Tv olarak her zaman halkın yanında olacağız. Halkımıza layık olmak için tüm gücümüzle çalışacağız' dedi. Amed Radyo Televizyonu 23 Mayıs 2010 Pazartesi günü yayın hayatına başlayacak. Serhat AMED AMED -ANF
Kürdistan sınırlarında tehlike çanları 13:47 Türk ve İran ordularının koordineli bir şekilde Güney Kürdistan sınırlarını bombalaması ardından dün Türk uçakları bomba yağdırdı, bugün de helikopterler sınırı geçti. Yoğun askeri sevkiyat ile birlikte olası bir sınırötesi kara operasyonu endişeleri arttı. BÜYÜK ASKERİ YIĞINAK Sınır üzerinde sabit karakollarda yüksek sayıda asker bulunduran Türk ordusu ek asker ve mühimmatla yığınaklarını sürdürüyor. HPG Basın İrtibat Merkezi’nce yapılan açıklamaya göre Hakkari’nin Şemzinan (Şemdinli) sınırında yer alan Rubarok karakoluna bütün gün boyunca yığınak yapıldı. 20 Mayıs günü İki skorsky tipi helikopter ve 30 sivil araçlık konvoyla Rubarok karakoluna Türk ordusunca asker ve mühimmat sevkiyatı yapıldı. Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre dün de Yüksekova 21. Jandarma Sınır Tugayı'ndan kalkan helikopterlerin Güney Kürdistan sınırında bulunan Dağlıca (Oramar) bölgesine yöneldiği görüldü. Dağlıca kırsal kesiminde bombalanan alanlara yakın yerlerdeki çok sayıda köydeki vatandaşların da tedirgin olduğu öğrenildi. Yine Yüksekova 21. Jandarma Sınır Tugayı’ndan Şemdinli ve Dağlıca istikametine doğru 25 araçlık askeri konvoyunu sevk edildiği belirtildi Sınırlardaki büyük askeri hareketlilik sınırötesi kara operasyonu endişesini arttırdı. HAFTANİN BOMBALANDI HPG BİM ayrıca açıklamada Haftanin alanına yönelik obüs ve havan atışlarının devam ettiği belirtildi. 20 Mayıs günü Haftanin’in Bêtalma alanı 15.00 ile 17.00, Haftanin köyü 22.00 ile 24.00, Xantur dağı yamaçları da 21.00 ile 01.30 saatleri arasında Türk ordusu tarafından obüs ve havan toplarıyla bombalandı. HELİKOPTERLER SINIRI GEÇTİ Bu arada Türk savaş uçaklarının dün Zap ve Xınere bölgesini bombalamasının ardından bugünde helikopterler bomba yüklü olarak Güney Kürdistan sınırını geçti. Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, Türk savaş uçaklarının dün Güney Kürdistan topraklarını bombalaması ardından, bugün de Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı pistine inen helikopterler, buradan mühimmat aldıktan sonra Güney Kürdistan yönüne hareket etti. SAVAŞ UÇAKLARI BOMBALAMIŞTI Dün öğleden sonra 20 Türk savaş uçağı gerillanın denetimindeki alanları bombalamıştı. İlk bombardıman iyerel saatle 14:30 sıralarında başlamış ve 1 saati aşkın sürmüştü. Hava saldırısına yaklaşık 20 savaş uçağı katılmıştı. Türk basını bombardımana ilişkin Amerikan'ın istihbarat verdiğini iddia etti. Dünkü ikinci saldırı akşam saatlerinde Xinere’nin Sinene boğazı çevresine yapıldı. Yerel saatle 18:00 civarlarında başlayan bombardımanın Sideka bölgesine bağlı Xinere, Xakurke, Geliye Mihare, Şekyu, Corca, Bındevane, Şuşane, Lolan, Şekif Dağı, Dola 44 ve 'Şehit Beritan' bölgelerinde yoğunlaştığı bildirildi. İRAN TOPÇULARI BOMBALIYOR Türk ordusunun saldırılarına paralel olarak İran ordusu da Güney Kürdistan sınırlarını günlerdir bombalıyor. İran topçuları bu sabah saatlerinden itibaren gerillanın denetimindeki Xinire bölgesini bombalıyor. Top atışları nedeniyle bölgedeki köylülerin tedirgin olduğu bildirildi. Topçu saldırıları halen devam ediyor. 10 GÜNDE 2 SİVİL ÖLDÜ, 9'U YARALANDI Son 10 gün içinde Türk ve İran ordularının saldırılarında 2 köylü hayatını kaybetti, 9 kişi de yaralandı. 10 Mayıs akşamı Çukurca’dan Güney Kürdistan’a yapılan obüs atışları Duhok’un Şeladize kasabasına bağlı Benıstan köyüne bir eve isabet etti. Obüs topunun isabet ettiği evin sahibi Rekan Hüseyin Rekani (27) adlı kişi yaşamını yitirirken, eşi ve 4 ile 9 yaşları arasındaki Bihar, Hesen ve Huseyn isimli 3 çocuğu yaralandı. Ayrıca obüs topunun vurduğu evin komşusu Kerim Şekir da saldırı sırasında oturduğu evinde yaralandı. 15 Mayıs günü İran ordusunun Pişder ilçesine bağlı Jarawe nahiyesinin Rezger, Mereduve Şinawe köylerini bombalaması sonucu Meredulu 53 yaşındaki Gule Abdullah ve 3 kişi yaralandı. Gule Abdullah Kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Aynı gün 15 Mayıs’ta Türk ordusu tarafından aralıksız ve yoğun bir şekilde bombalanan Xabur vadisinde Yekmalê köyü de hedef oldu. Bu saldırıda İzbat Temel adında bir köylü yaralandı. HABER MERKEZİ - ANF
Diyarbakır'da operasyonlara tepki Diyarbakır'daki sivil toplum örgütleri bölgede süren operasyonlara tepki göstererek, operasyonların Kürt sorununun çözümüne değil, daha da derinleşmesine yol açacağını belirtti. Askeri operasyonların bugüne kadar hiçbir sonuç vermediğini belirten BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik, ise 'Bir kez daha uyarıyoruz, eğer bu operasyonlara son verilmezse daha vahim şeyler olur. Savaş derinleşir' dedi. Bölgede süren askeri operasyonlar genişleyerek devam ederken, operasyonlara karşı tepkiler de büyüyor. Operasyonların bugüne kadar hiçbir çözüm getirmediğini belirten sivil toplum örgütü temsilcileri, operasyonların bundan sonra da bir çözüm getirmeyeceğini söyledi. Savaş ve askeri operasyonlara karşı tavırlarının net olduğunu belirten Diyarbakır Barosu Başkanı M. Emin Aktar, 'Barışçıl bir ortamın oluşması için savaşın durması gerekiyor. Operasyonların Kürt sorunun çözümüne değil, daha da derinleşmesine yol açacaktır. Operasyonlar, sorunun adil ve barışçıl değil, zor yoluyla çözülmesidir. Her zaman söylediğimiz gibi, bu operasyonların çözüme değil, savaşa ve savaş isteyenlere hizmet ettiğine inanıyoruz' dedi. Karahan: AKP ekonomik tüccar gibi yaklaşıyor Yıllardır bütün demokratik kamuoyunun, demokratik bir çözüm istediğinin altını çizen Eğitim Sen Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Karahan da, 'Ama bu güne kadar seçilen hiç bir hükümet samimi davranmadı. Politikalar imha ve inkâr üzerine kurulmuş. Operasyonlar bir devlet politikası olarak yürütülüyor. Seçilen bütün iktidarlar da bir şekilde bu devlet politikalarının pratikçisi oluyor' dedi. Son dönemlerdeki 'açılım' söylemlerine dikkat çeken Karahan, 'açılım'ın aldatmaca ve halkı oyalama taktiği olduğunu söyledi. Özellikle son günlerdeki, anlaşmalar, yetkililerin dış ülkelere gidiş gelişlerin ardından operasyonların hız kazanmasının dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Karahan, 'Karşımızda emperyalistlerin politikalarını uygulayan bir hükümet var. Son dönemdeki anlaşmalar, gidiş gelişler, İran'daki öğretmenlerin idamı... Bunların ardından böylesi operasyonların olması, insanlarda kuşku uyandırıyor. Bu operasyonlar hiç bir şekilde halka hizmet etmiyor. Emperyalistlerin ve onların uzantısı olan AKP'nin çözüm için bir niyeti yok. Halkların kardeşliği için bir niyet yok.' Diken: Savaşta bu kadar ısrar niye? Askeri operasyonların başlı başına bir sorun olduğunu kaydeden Uluslararası PEN Yazarlar Birliği Diyarbakır Temsilcisi Şehmus Diken, operasyonların demokratikleşme söylemlerine ters düştüğünü söyledi. Diken, şunları kaydetti: 'Şüphesiz askeri operasyonlar barış ve çözüm söylemlerine ters söylemlerdir. Barışın dilini yükseltmek ve yükseltmek gerekiyor. Bu toprakların çocuklarının omuzlarda, tabutlar içerisinde taşınmasına müsade etmemek gerekir. Annelerin gözyaşlarına engel olmak gerekir. Hem annelerin ve hem de gençlerin bir birlerini gülerek kucaklaması gerekir. Bunlar mümkün. İnsanların barışın dili ile bir birini kucaklaması mümkün. Bu kadar barışçıl şey mümkün iken, savaş ve askeri operasyonlar niye?' Özçelik: Operasyonlar durmaz ise savaş derinleşir! BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik, baharın gelmesiyle birlikte Türkiye tarafından yürütülen askeri operasyonların yeniden hız kazandığına dikkat çekerek, 'Bilindiği gibi Türkiye, İran ve Irak üçgeninde tank, top ve obüslerle büyük operasyonlar yürütüyorlar. Biz şimdiye kadar bir çok kez devleti uyardık. Türkiye Parlamentosu'nda da dile getirmiştik. Bir kez daha uyarıyoruz, eğer bu operasyonlara son verilmezse daha vahim şeyler olur. Savaş derinleşir. Operasyonlar şimdiye kadar sonuç vermedi. Bundan sonra da vermeyeceğini biliyorlar. Kürtlerin isteklerini şiddet ve zor kullanarak bastırabileceklerini sanıyorlar' dedi. Kendilerin savaşın durması için 'Canlı Kalkan' olup dağlara çıktığını ancak orada da yollarının tanklar ile kapatıldığını söyledi. DİYARBAKIR-DİHA
Başbakan'a göre anayasa değişikliğinde merdivenler teker teker çıkılır! Partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, maden kazalarının 'Kader' olduğu yineledi. Anayasa değişikliği ile ilgili yine BDP'yi eleştiren Erdoğan, BDP'nin AKP'ye getirdiği öneriler için 'Biz paketi getirdik. Siz dediniz ki 'biz destek vermeyiz, bizim dediklerimizi yerine getirmediniz' Arkadaşlar merdivenler teker teker çıkılır. Toptan çıkarsan düşersin' dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin 57. genişletilmiş il başkanları toplantısında konuştu. Grizu patlamalarını yüzde yüz önlemenin mümkün olmadığını kaydeden Erdoğan, patlamaların 'kader' olduğunu bir kez daha yineledi. Erdoğan, dünyanın birçok yerinde patlamaların bu işin kaderi olduğunu savunarak, 'Bunu sağa sola çekmek isteyen çeşitli köşe yazarlarına da hatırlatmak istiyorum. Bu işin kaderidir diyorum. Bunu sağa sola çekmeye de kimsenin ne fikri ne düşünce derinliği yetmez. Niye yetmez? Senin kadere imanın yoksa ben seninle tartışacak değilim. Benim söylediğim mesele başka. Bu olayın fıtratında kaderinde bu var' dedi. Erdoğan, Dün Deniz Baykal'a ait olduğu iddia edilen görüntüler üzerinde inceleme yapan Ulusal Kriminal'e de cevap vererek, 'Dün birisi çıktı, o da kriminal incelemeler yapan kuruluşmuş. Benimle ilgili de çalışma yapmış. Ben hatırlamıyorum, bilmiyorum bile ve devletin hiçbir resmi, bu noktada ilgisinin olmadığı bir yer. Nereden çıktıysa çıktı ortaya. Bir açıklama yaptılar. Bu ülkenin TÜBİTAK'ı var, Adli Tıp'ı var. Yapılması gereken bir şey varsa buralar vasıtasıyla yapılır' dedi. Erdoğan, CHP'lilerin AKP'ye yüklenmesine ve kasetten sorumlu tutmasına ilişkin ise, 'Yalanın, iftiranın, çamur atmanın siyasetin dili olmaması gerektiğini savunduk. Nasıl ki siyasette başkalarının mahremiyetini istismar malzemesi yapmak çirkinse, aynı şekilde kendi mahremiyetini siyasete istismar meselesi yapmak o kadar yanlış, ondan da fazla çirkindir. 'Başbakan bunu ortaya çıkarmalıdır'' dediler. Ben senin memurun muyum yahu? Bu işi ortaya çıkaracak yargıdır. Olay yargıya intikal etmiştir. Süreç artık yargınındır. Bu işte eğer bir sorumlu arıyorlarsa, önce Ak Parti'ye değil, kendilerine baksınlar. Bunun sorumluluğu gittikleri avukatlığını yaptıkları çetelerin, mafyaların, karanlık örgütlenmelerin içinde arasınlar. Timsahın o gözyaşlarına dikkat etsinler. Timsahlar görüntülerde, gözyaşları görüntülerde. Şimdi nerede o timsahlar? Her şey açık ortada. İşte şimdi yıkılanlar Ak Parti'ye çamur atacaklarına önce o 'Brütüsleri'ne baksınlar. Geri dönme çağrısını yapanlara baksınlar' dedi. '1940 model siyaset ile işler yürümez' CHP'nin 1940 model siyaset yaptığını ve artık bunu bırakmasının zamanının geldiğini kaydeden Erdoğan, 'Bu modelle işler yürümez. Artık temel hak ve özgürlükler konusunda, milletin temel değerleri konusunda rezervlerini kaldırmalarını umuyoruz. Çetelerin mafyaların avukatlarını bırakmalılar' şeklinde konuştu. 'Kriz teğet geçti' ısrarı Erdoğan, küresel kriz patlak verdiğinde yaptığı 'Kriz teğet geçecek' açıklamasının hala arkasında olduğunu ve krizin teğet geçtiğini savunarak, 'İşsizlikten konuşuyorsun. Bak söylediğimize yine geliyoruz. Dünyaya ABD'ye Rusya'ya ispanya'ya İngiltere'ye bak. Bunlar dünyanın ilk onu içinde olan ülkeler. Onlarda işsizlik nereden nereye geldi, şimdi bir de Türkiye'ye bak. Şurada bir iki ay içerisinde yüzde 10'nun altına düşerse bunu da söylüyorum. Ekonomi dünyadaki kriz, teğet geçecek dediğimiz zaman bizimle dalga geçenler, şimdi o dalgada kendileri boğuluyorlar' dedi. 'Et fiyatlarında halktan yanayız spekülatörden yana değil' Erdoğan, et fiyatlarındaki artıştan spekülatörlerin sorumlu olduğunu belirterek, 'Spekülatörler fiyatları bu hale getirdi. İthalat yapacağımız daha TV de çıkınca hemen fiyatlar düştü. Biz bu ithalatı yapacağız ve bu işi uygulamaya koyacağız.Çünkü biz spekülatörlerin yanında değiliz halkın yanındayız' dedi. Erdoğan'dan nükleer bomba sinyali Türkiye'nin önemli dış temaslarda bulunduğunu ve bu temaslarının bölgesel barışı yakından ilgilendirdiğini iddia eden Erdoğan, 'İran kendi tesislerini kurmuştur uranyum çalışmasını barışçıl amaçlı yapması hakkıdır. Biz bir anlaşma imzaladık ve bu değişimi öngörüyor. Ancak bu İran'ın çalışmalarını sonlandırdığı anlamına gelmiyor. Tabi ki çalışmalarına barışçıl anlamda devam edecek. Şimdi biz de Rusya ile nükleer tesislere ilişkin anlaşma yaptık. Tabi ki bizim de uranyum zenginleştirme çalışmalarımız olacak. Ama tabi ki bunlar barışçıl çalışmalar olacak. Çünkü biz bölgemizde barıştan başka bir şey istemiyoruz. Bizim felsefemiz Yurtta Sulh Cihanda Sulh'tur' dedi. BDP'ye eleştiri Erdoğan, anayasa ile ilgili açıklamalarında yine BDP'ye yüklenerek, kendilerinin parti kapatmayı engellemeye çalıştıklarını, ama diğer partiler ile BDP'nin yanaşmadığını iddia etti. Erdoğan, BDP'nin anayasa sürecinde AKP'ye getirdiği öneriler için ise 'Biz paketi getirdik. Siz dediniz ki biz destek vermeyiz bizim dediklerimizi yerine getirmediniz. Arkadaşlar merdivenler teker teker çıkılır. Toptan çıkarsan düşersin' cevabını verdi. Referandum zamanında 2 bayramı bir arada kutlamak istediklerini kaydeden Erdoğan, 'Bunlardan birisi Ramazan bayramı onun ardından da Referandum var, inşallah birden kutlarız. Milletimiz 12 Eylül günü 30 yılında olan darbe anayasasını oylayacak. Bunun darbenin yıldönümüne gelmesi de güzel bir tesadüftür' şeklinde konuştu. ANKARA-DİHA
PJAK'tan muhalefete 'birleşik cephe' çağrısı! 11:49 Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Doğu Kürdistanlı tüm Kürt örgütler ile Azeri, Beluci, Arap ve Fars halklarına, 'demokratik ve birleşik bir cephe' çağrısında bulundu. PJAK açık mektubunda İran saldırılarının önüne geçmenin tek yolunun ortak cepheden geçtiğini kaydetti. İran rejiminin 9 Mayıs'ta 5 siyasi tutsağı idam etmesi ve Dalaho bölgesinde 5 HRK gerillasını zehirleyerek katletmesini yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiren PJAK, 9-15 Mayıs arasını 'Direniş ve Özgürlük Haftası' ilan etmişti. Bu hafta içerisinde 13 Mayıs'ta tüm Doğu Kürdistan ile İran üniversitelerini kapsayan genel grev yaşanmış, HRK gerillaları birçok noktada İran askerlerini hedef alan misilleme eylemlerinde bulunmuştu. İLK ADIM KÜRTLERİ 'İYİ-KÖTÜ' DİYE AYIRMAK PJAK bu kez açık bir mektup İran ve Doğu Kürdistan'daki tüm örgütler ile halklara çağrıda bulundu. Kürdsitan'a yapılan saldırıları tüm İran ve Ortadoğu halklarına yapılmış saldırı olarak değerlendiren PJAK, bu nedenle tüm tarafların, özelliklede Kürt tüm Kürt güçlerinin bu tehlikeyi ciddiye alması ve buna göre çok yönlü bir siyasi duruş geliştirmesini istedi. Saldırının biçimi ve yöntemleri değişse de esas amacın Kürtleri tasfiye etme ve teslim alma olduğunu belirten PJAK, bu çerçevede Türkiye, İran ve Suriye arasındaki üçlü ittifaka dikkat çekti. PJAK, 'Bu çabaların temel amacı Kürt özgürlük hareketini tasfiye etmektir. Bu nedenle ilk adım olarak Kürtleri 'iyi ve kötü Kürt olarak' ayırarak parçalamak, aralarında düşmanlık yaratmak ve bu şekilde adım adım planlarını hayata geçirmek istiyorlar' dedi. HERKES KATLİAM TEHDİDİ ALTINDA İran rejimi tarafında büyük katliamlar gerçekleştirilebileceği konusunda uyaran PJAK, hiç bir dönemde İran rejiminin bu kadar saldırgan bir tutum içine girmediğine işaret etti. Rejimin kendisi gibi olmayan herkesi, 'kafir', 'ayrılıkçı', 'ayrılıkçıların destekçileri', 'münafık', 'terörist' ve 'Devrim karşıtı' olarak gördüğünü belirten PJAK, 'Bu yüzden İran İslam Cumhuriyeti'nin tüm muhalifleri ve rejimden rahatsızlık duyanlar, ister etnik, dini veya mezhebi olsun, isterse de siyasi olsun, hepsi İran rejimini katliam tehdidi altındalar' dedi. TEHLİKEDE OLAN HERKES BİRLEŞMELİ Tasfiye ve boyun eğdirme politikası karşısında tehlikede olan tüm çevrelerin işbirliği ve ittifakına ihtiyaç olduğunu ifade eden PJAK, 'Rejimin saldırılarının önüne geçmenin tek yolu Kürt güçleri ile İranlı muhalif güçler arasında tüm halkların birlik ve kardeşliği temelinde güçlü bir birlik ve birleşik bir cephe kurmaktır. Nasıl ki tarihte Arya halkları halkların kardeşliğinin öncülüğünü yaptıysa şimdi de böylesine tarihi bir görev halkları bekliyor' diye kaydetti. PJAK çağrı yaptığı örgütler için 'Her ne kadar farklı görüş ve düşüncelerde olsalarda mevcut durum tümüne ittifak ve birliği farz kılıyor' mesajını vererek, İran rejiminin hedefinde olan tüm Kürt güçlerinin her zamankinden daha fazla birleşik bir cephede buluşmaya ihtiyacı olduğunu vurguladı. ÇAĞRI YAPILAN ÖRGÜTLER PJAK açık mektubunda tüm Kürditani ve İranlı güçlere çağrıda bulundu. Özellikle İran Yeşiller Hareketi, Kürdistan Emekçiler Topluluğu, Kürdistan Demokratik Partisi, İran Kürdsitan Demokratik Partisi, Komala-Kürdistan Sosyal Demokrat Partisi, Kürdistan Eşitlik Partisi, Yarsan Hareketi ile Azeri, Beluci, Arap, Gilek, Mazen hareket ve partileri, dini ve mezhebi örgütlenmeler, aydınlar, öğretmenler, din adamları ve toplumun önde gelen şahsiyetleri bu cephede yer alarak tarihi rollerini almaya çağrıldı. PJAK, bu cephenin kurulmasının temel amaçları olduğunu belirterek, 'Tüm tarafların devrimci bir duyarlılık ve sorumlulukla tavır almaları ve ortak bir mücadele için gerekli adımları atacağını umuyoruz' dedi. KANDİL - ANF
BDP: Önümüzdeki dönem tüm gelişmelere hazırlıklıyız BDP Eşbaşkan Yardımcısı Nihat Oğraş, çatışmaların yoğunlaşması ihtimaline dikkat çekerek, 'Biz BDP olarak öncelikle seçim sürecine hazırlanıyor. Ama savaş, barış, referandum, seçim, ne olursa olsun, her türlü hazırlığımızı yapıyoruz. Biz bu süreçten güçlenerek, başarıyla ve kesin zaferle çıkacağız' dedi. Son günlerde gündem, CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu olurken, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 31 Mayıs'tan sonra aradan çekileceği yönündeki görüşleri kaygılara neden oldu. Önümüzdeki dönem çatışmaların artacağı belirtilirken BDP de daha önce Diyarbakır, Lice, Bingöl'de yaptığı 'Demokratik Çözüm' yürüyüşlerini sürdürüyor. 22 Mayıs'ta Van, 23 Mayıs'ta İstanbul, Batman ve Yüksekova'da yürüyüş ve mitinglerini sürdürecek olan BDP, bir ay önce başlattığı eylemlilik sürecini böylece de Yüksekova'da yapacağı final ile tamamlayacak. Bu mitinge başta BDP Eşbaşkanları olmak üzere tüm meclis grubu dahil olacak. BDP Eşbaşkan Yardımcısı Nihat Oğraş, düzenledikleri eylemler ve gelişmelere ilişkin sorularımızı yanıtladı. * Son günlerde önemli gelişmeler yaşanıyor, CHP'de yönetim değişti, kongre yapıyorlar. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu gelişmeleri? Türk siyaset alanında kişilere ve partilere dönük dizayn operasyonları sürerken, bir taraftan bu gelişmelere dikkat ediyoruz, ama esas olarak bu gündeme takılmadan biz hem kendi partimizin hem de ülkenin gerçek gündemini yaratmaya çalışıyoruz. Bu vesileyle gerek meclis grubumuzla, gerek başkanlık kurulu üyeleriyle süreci anlamaya ve planlamaya dönük bir çalışma sürdürdük. Ulaştığımız prensip kararları önümüzdeki dönemde MYK ve PM'de resmileştirerek somut programa da kavuşturacağız. # O halde sizin gündemleriniz ne? Tabi öncelikli gündemimiz operasyonlar ve çatışmalardır. Özellikle içinde bulunduğumuz günler çok kritik önemdedir. Biliniyor, PKK Lideri Öcalan, '31 Mayısa kadar bir adım atılmazsa ben aradan çekileceğim' dedi. Dolayısıyla gelişebilecek orta yoğunlukta bir savaşın uyarısını da yaptı ve bunun önüne geçmek istediğini de belirtti. # Peki ne olur 31 Mayıs'tan sonra? 1 Haziran itibariyle Türkiye'de yeni bir dönem başlayacaktır. Diliyoruz ki, bu yeni dönem toplumsal barış ve çözüm süreci olsun. Ancak, tüm olasılıkları da düşünerek biz kendi gündemimizi, örgütlülüğümüzü ve siyasetimizi güçlendirerek tüm gelişmelere karşı hazırlıklı olmak istiyoruz. Kesinlikle bizim dışımızda oluşturulacak bir gündemle meşgul olmayacağız. Kürtlerin ve Ülkenin gündemini, nabzını, ihtiyaçlarını, önceliklerini doğru tespit ederek yol haritamızı oluşturacağız ve bunu en etkili, en güçlü şekilde uygulamaya geçireceğiz. # Bir yandan da çatışmalar artmaya başladı, ne oluyor siz ne yapacaksınız? Doğrudur, adım adım bir savaşa sürükleniyoruz. Çeşitli provokasyonlar var. Kimi suikast ihbarları alıyoruz. Yeşil kod adlı JİTEM elemanının son zamanlarda Diyarbakır ve çevresinde görüldüğüne dair bilgiler ulaşıyor bizlere. İşte son yılların en büyük askeri operasyonları gerçekleştiriliyor. Ordu kimi zaman sınırı da aşarak operasyonlar yapıyor ve çatışmaların çoğu bu sebepten dolayı gelişiyor. Tutuklamaların ardı arkası kesilmiyor. Özellikle Üniversiteler de Kürt öğrencilere dönük saldırılar var ve bu sosyal/toplumsal bir çatışma tehdidi olarak sürdürülüyor. Nitekim Muğla'da gerçekleşen bu oldu. # Peki, bunlara karşı tavrınız ne olacak? İşte tüm bu olup-biteni de hesaplayarak demokratik Kürt siyasetini ve tabanını örgütsel ve siyasal açıdan dinamik ve hazır tutmaya çalışıyoruz. Tüm alanlarda çalışma perspektifimizi buna göre oluşturuyoruz. Canlı kalkan olarak isimlendirilen eylemlerimiz de, barış ve çözüm yürüyüşü eylemlilikleri de, içişleri bakanlığıyla olan diplomatik temasta bu kapsamdadır. Haziran başına kadar bu yönlü programlarımızı yoğunlaştırarak sürdüreceğiz. Bu vesileyle kimi iller de çözüm mitingleri ve yürüyüşleri düzenliyoruz. Batman, Şanlıurfa, Van, Bingöl, İstanbul, İzmir, Şemdinli vs. eylem ve etkinliklerine başta eşbaşkanlarımız olmak üzere tüm vekillerimiz ve MYK'da katılım göstereceklerdir. Biz inanıyoruz ki, operasyonlara ve dayatılan savaşa karşı halkın tepkisini güçlü eylemliliklerle örgütleyebilirsek, öyle kolay kolay operasyon da yapamayacaklardır. Biliniyor; Beşiri'de 28 Ağustos 2005'te halk operasyon bölgesine yürümüştü ve yapılan operasyonu durdurmuştu. Önümüzdeki süreçte benzer bir örgütlülüğü ve iradeyi her yerde örgütleyebilirsek operasyonlara karşı ki bunun için çalışacağız, halka rağmen operasyon yapamayacaklardır. # Önümüzde bir referandum süreci var. Buna yönelik tavrınızda bir değişiklik olacak mı? Referandum sürecinde de etkili ve örgütlü bir propaganda çalışması sürdüreceğiz. 1 Haziran itibariyle bunun startını vermeyi düşünüyoruz. Öncelikle İl, İlçe ve Belde teşkilatlarımızla toplantılar yaparak neden bu pakete destek vermediğimizi ve olası boykot tavrımızı ayrıntılı olarak anlatacağız. Bir nevi bilinçlendirme çalışması yapacağız. İkinci adımda yoğun halk toplantılarıyla bu süreci tabana yayacağız ve daha sonra bildik propaganda çalışmasını eşbaşkanlarımızın öncülüğünde Türkiye'nin her yerinde en etkili şekilde gerçekleştireceğiz. Bunun için şimdiden çalışmalara başladık. Broşür çalışması, kitapçık çalışması, CD gibi materyallerle bu çalışmalarımızı yazılı ve görsel olarak ta güçlendireceğiz. Ayrıntılı programı yine MYK ve PM'de somutlaştıracağız. # Uzun süre sonra İçişleri Bakanı ile bir görüşmeniz oldu, ne konuşuldu orada? Eşbaşkanımızın İçişleri Bakanıyla görüşmesi de bu kapsamdaydı. 31 Mayıs tarihine dikkat çekildi ve kaygılar, talepler bir kez daha kendilerine iletildi. Umarız, gelişmelerin ciddiyetini algılarlar ve hızla adım atarlar. Taleplerimiz nettir bu konuda; 14 Nisan'da tutuklanan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Hasta tutuklular var, çocuk tutuklular var. Operasyonların bir an önce durdurulması gerekiyor. Diyalog kanalları çok yönlü açık tutulmalıdır ve müzakere süreci başlatılmalıdır. Eğer, bu yönlü bir irade, bir iyi niyet, bir beyan görürsek, demokratik Kürt siyaseti olarak bizlerde üzerimize düşeni yapacağız ve buna karşılık vereceğiz. Hatta somut adımlar olursa, referandum sürecindeki tutumumuzu bile gözden geçirebiliriz. Biz meseleye sadece anayasa paketiyle sınırlı bakmıyoruz. Genel olarak süreci önemsiyoruz ve hükümetin Kürt meselesine dönük tutumunda olumlu bir değişiklik görürsek, elbette ki bizler de siyasetimizi başka argümanlar ve tutumlar üzerinden geliştireceğiz ve değiştireceğiz. Tüm bunlar muhataplarına iletildi ve umuyoruz ki sürecin hassasiyetine denk pozisyon alırlar. Parti ve halk olarak bu en zorlu sürece hazır olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Gayrı resmi de olsa bir seçim süreci de başlamıştır. Savaş, barış, referandum, seçim vs. ne olursa olsun, her türlü hazırlığımızı yapıyoruz ve biz bu süreçten güçlenerek, başarıyla ve kesin zaferle çıkacağız!... ANKARA-DİHA